Kategori arşivi: Blog

Hanımlar İçin: Özgüveni Artırmanın 10 Yolu

Dünyanın neresinden olursa olsun, hanımların verimliliğinin önündeki en büyük engellerden biri, özgüven eksikliği. Şahsi tecrübemden de biliyorum ki özgüven edinimi kolay bir şey değil. Kimisinde bu doğuştan olurken, öyle sanıyorum ki çoğumuz için bu biz büyüdükçe geliştirilmesi, beslenmesi gereken bir şey. Arkadaş ve yakınlarım genelde bende bir özgüven havası olduğunu söyler, bazen de “nedir bunun sırrı?” diye sorarlar. Tabii ki biraz uğraştım bunun için! Son derece yetenekli, eğitimli ve hırslı Müslüman hanımların kendilerine güvenleri düşük olduğu için ilerlemelerinin, üretimlerinin önünün kesildiğini görmek çok üzücü. Şimdi Kur’an ve sünnetten pratik ipuçları ile biz hanımlar özgüvenimizi nasıl artırırız, bunu izah etmek istiyorum.

İlk olarak, unutmayalım ki Allah –subhanehu ve teala- haklar bahşederek; kızlar, eşler, anneler ve toplumun Müslüman hanımları olarak oynadığımız çeşitli rollerle cennetin en yüksek derecelerini kazanma fırsatı vererek, biz kadınları onurlandırmıştır. Özgüven sahibi olmanın kendini beğenmişlik belirtisi veya İslami değerlere ters düşen bir şey olmadığını anlamak için, Hz. Aişe binti Ebu Bekir (radıyallahu anhum) gibi geçmişteki hanım alimlerin örnekliğine bakmamız yeterlidir. Esasen bir insan, amaçlarının peşinden giden bir Müslüman hanım olarak inancında da sağlam durabilir.

Hatırlayalım ki Allah –subhanehu ve teala- şöyle buyurmuştur:
“And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.” (İsra – 17/70)

Şimdi benim şahsen korkumu yenip özgüvenimi kazandığım bazı yollara bakalım:

1. Kendinize inanın

kendinize inanın

Bir Müslüman hanım olarak, eğer bir şeyi –küçük bir iş bile olsa- başarabileceğine inanmıyorsanız, bu özgüveninizi adamakıllı etkiler. İlk adım, olumlu bir düşünce geliştirmek ve başarmayı hedeflediğiniz şeyi yapmaya Allah’ın yardımıyla yeterli olduğunuza inanmanızdır. Bu kendi içinizde bir çalışma gerektirecek ve bir günde de oluvermeyecektir, fakat Allah’ın (subhanehu ve teala) hayatın her alanında olabileceğiniz en iyi Müslüman hanım olmanızı istediğini kendinize telkin ederek işe başlayabilirsiniz.

2. Yapıcı bir dil kullanın

yapıcı dil kullanın

Günlük yaşantınızda -evde, işte, toplum içinde- nasıl bir dil kullanıyorsunuz? Cümlelerinizde “yapamam”, “zannetmiyorum”, “emin değilim” gibi ifadeleri sık kullanıyor musunuz? Eğer öyleyse, belki de psikologlarin ‘kendi kendini sınırlayan’ dedikleri, özgüveninize engel olan terimleri kullanıyor olabilirsiniz. Onlar yerine “bunu yapabilirim”, “başaracağım inşallah” veya “…da yetenekliyim” gibi ifadeleri kullanmaya gayret ederseniz yapıcılığınız artacak ve kendinize inanma duygusu gelişecektir.

3. Olumsuz düşüncelerden kurtulun

olumsuz düşüncelerden kurtulun

Olumsuz düşünceler ve vesveseler aklınıza geldiğinde, kendinize yapıcı dili hatırlatın. Bu düşüncelerin sizi geri bırakmasına izin vermeyin ki hedeflerinize ulaşabilesiniz. Olumsuz duygu ve düşünceleri yazmaya çalışın, sonra da yazdıklarınızın tam tersini kendinize telkin edin. Mesela “şu konuda yeterince başarılı olmadığım için bunu yapamıyorum” yazdıysanız, kendinize “bunu yapmaya çalışacağım ve belki onda başarılı hale de gelebilirim” deyin. Şayet olumsuz düşüncelerin üretkenliğinizi sabote etmesine izin verirseniz, daha sonra bundan pişmanlık duymanız işten bile değildir.

4. Güçlü yanlarınızın listesini yapın

Güçlü yanlarınızın listesini yapın

Benim için en etkili çalışmalardan biri, düzenli olarak yaptığım, güçlü yanlarımı düşünüp yazmaktı. Örneğin “kişiler arası iletişim kabiliyetim gelişmiştir” yazmıştım ve bunu ispat eden, yeni tanıştığım bir insanla olan olayı örnek olarak yazmıştım. Bu küçük alıştırma en fazla 20-30 dakika sürer ama özgüveninizi artırmak için çok iyi bir yoldur; özellikle de kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda. Bu listeleme yöntemini neye motive olmak istiyorsanız o amaçla kullanabilirsiniz.

5. Özgüven üzerine okumalar yapın

Özgüven üzerine okumalar yapın

Kendine güven, hepimizde doğuştan olan bir şey değil, ama etrafımızda birilerinde gördüğümüzde hayranlık uyandıran bir özellik. Bazılarında Allah vergisi bulunan bu özellik, bazılarında dışarıdan fark edilmeyen “gizli bir güven” şeklinde var olabilir. Özgüven konusunda size yardımcı olacak pek çok güzel kitap var. Benim en sevdiklerimden biri, Dale Carnegie’nin ‘Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı’. Ayrıca internet üzerinde de özgüvenin özellikle kadınlar için hem kişisel hem profesyonel alanda neden önemli olduğuna dair araştırmalar yapar, makaleler bulabilirsiniz. En güzel örnek onlar olduğundan, hanım alimler, mütedeyyin kadınlar hakkında okumalar yaparak onların kişilik ve yaşamlarından dersler alın.

[reklam1]

6. İltifatları incelikle kabul edin

Ekran Resmi 2015-01-19 23.07.28

Özgüvenimin yüksek olmadığı dönemlere baktığımda, özellikle de hocalarım gibi saygı beslediğim insanlardan gelen iltifatların bendeki etkisinin büyük olduğunu hatırlıyorum. Halbuki bazı arkadaşlara iltifat kabul etmek çok zor geliyor ve iltifat edene nazikçe teşekkür etmek yerine onları görmezden geliyorlar. Bunun kibir ve kendini beğenmişlik gibi duygulara sebep olmaması için dengede tutulması gerekmekle beraber, duyduğunuz iltifatları sahiplenmek, size müspet ve başkalarına faydalı özelliklerinizin olduğunu hatırlatabilir. Tevazunuzdan bir şey kaybetmeden, her zaman öğrenecek çok şeyinizin olduğunun bilincinde olarak, iltifatlara “teşekkür ederim, çok naziksiniz” şeklinde karşılık verebilirsiniz.

7. Başarılı olduğunuz bir işin ardına düşün

başarabildiğin işin peşine düş

Bir konuda başarılı olduğunuzu görmek kadar motive edici bir şey yoktur. Bir kez nede başarılı olduğunuzu keşfederseniz, kişisel tatmin duygusuyla özgüveninizi besleyebilirsiniz. Tanıştığım birçok hanım kardeşin pek çok idealleri, hayalleri var, fakat çevre veya ailelerin beklentileri bu fikirlerin peşinden gitmelerine engel oluyor. Tavsiyem, başarıncaya kadar uğraşmaya devam etmenizdir. Sonuçta sevdiğiniz işlerle meşgul olmanızın hem sizin hem de aileniz için olumlu psikolojik etkileri olacaktır.

8. Yeni arkadaşlar edinin

Yeni arkadaşlar edinin

Yeni kimselerle tanışmak bizi konfor alanımızdan çıkaracağı için özgüvenimize bir test niteliğinde olabileceği gibi, başkalarına kendimizden bahsederek özgüvenimizi artıracağımız bir yol da olabilir. Başkalarıyla bir arada olacağınız bir etkinliğe, topantıya vs. dahil olmadan önce, konuşmaya konu edebileceğiniz ilginç bir ilgi alanınızı veya faaliyetinizi düşünün. Bu, konuştuğunuz insanlarla ilgi çekici söyleşiler yapmanıza ve özgüvenli bir Müslüman hanım olarak hatırlanmanıza vesile olacaktır.

9. Bağımsız olun

Bağımsız olun

Bir işi başkalarına dayanmaksızın yapmak, güç ve özsaygı hissi verdiğinden, büyük moral kaynağıdır. Bu yeni bir kabiliyet geliştirmek veya bir hobi edinmek gibi daha önce kendi başınıza yapmadığınız bir iş olabilir. Ehliyet sınavını geçinceye kadar yıllarca kaç defa kalmıştım! Tamamen bağımsız olarak bir şeyi başarmak, size gerçek bir özgüven artışı yaşatacaktır.

10. Şu özel duayı yapın

Ekran Resmi 2015-01-19 23.25.25

Allah’a (subhanehu ve teala), imanda ve karakterde gelişmemizde bize yardımcı olması için her zaman duyduğumuz ihtiyacı özetleyen harika bir dua var. İstediğimiz kolay bir şey değil ve bu dua kendine güvenen, üretken Müslüman hanımlar olmamız için bize güç verecektir:

“(Musa) dedi ki: ‘Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.’” (Taha- 20/25-28)

Siz de özgüveninizi nasıl artırdığınıza dair yorum ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz!

 

 

 

Reklamlar

Sabah Namazına Kalkamamanın 6 Sebebi

Büyük bir korku içinde okul/iş/üniversite için kalkıp 30 dakikanız kaldığını fark ediyorsunuz ve henüz sabah namazını bile kılmadınız! Sahi neden böyle oldu? Sanki iki dakika önce gözünüzü kapatmıştınız ama şimdi dişlerinizi fırçalıyor ve evin içinde oradan oraya stresli bir şekilde koşturuyorsunuz.

Son günlerde neden gittikçe daha çok sabah namazı kaçırmaya başladınız, bir irdeleyelim şu meseleyi. Dindar biri olmaya başladığımız günlere geri dönersek, sabah namazı için bir saat önceden kalkar, teheccüd namazımızı kılardık belki de. Ama şimdi dişlerimizi fırçalıyoruz ve hala sabah namazını kılmamış oluyoruz, yanlış giden ne var?

1.Gün İçinde Günahlar İşlemek

sabah namazı

Sabah namazına uyanamamamızın birinci sebebi bu. Günah işlemeye devam ederken nasıl bize salih amel işleme yeteneği verilmesini bekleyebiliriz? Namaz İslam’ın ikinci şartı ve olmayınca kişinin dini muallakta kalır. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu dair tüm ayetleri ve hadisleri yazmaya gerek duymuyorum veya İslam’daki herhangi başka bir şey gibi bir salih amel başka bir salih amele yol açarken günah da günaha yol açar.

Eğer gerçekten Allah’a yakın olmak istiyorsak, gün içinde günah işlemeye son vermek için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Beni yanlış anlamayın, kimse melek değil, fakat Allah bize namazın bizi günahlardan alıkoyduğunu söylüyor ama biz daha o namazı kılmaya zorluyoruz. Bu size ne anlatıyor?

2.Bitmeyen Geceler

2

Üzgünüm ama gece yarısında uykuya dalmak “erken uyumuş” olarak sayılmıyor.

Her türden zevke göre yapılmış eğlence araçlarıyla, bugünün dünyasında bu büyük bir problem. Eski günlerde güneşin doğmasıyla uyanır ve güneş batar batmaz (karanlıkta dışarı bakıp korkmaktan başka yapılacak pek bir şey yoktu) uyumaya giderdik. Ama bugün internet, TV, akıllı telefonlar ve daha bir sürü dikkat dağıtıcı şeyleri düşündüğümüzde, gerçekten UYUMAYA gidebildiğimiz için bile mutlu olabiliriz.

Acı bir gerçek var ki çoğumuz gece yarısını geçene kadar ayakta kalıyoruz, 2 gibi falan uykuya gidiyoruz ve gece yarısı uyumayı başarabilmişsek bunu “erken uyumuş” sayıyoruz. Fakat ihlas sahibi kişilerin hayatlarına bakarsanız çok erken uyuma alışkanlıkları olduğunu görürsünüz, bazıları gece boyunca teheccüd namazı kılabilmek için yatsı namazını kılar kılmaz uyuyor. Ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisleri O’nun yatsı namazından sonra konuşmayı sevmediğini gösteriyor. Kısacası, sabah namazı için diri bir şekilde kalkmak istiyorsanız, o iPhone’u bir kenara koyun ve bir bardak sıcak süt için.

3.Ne Kadar Büyük Bir Günah Olduğunu Anlayamamak

3

2 saat öncesinden havaalanında bekleyebilip namazı son ana bırakıyor olmamız oldukça komik. Namazı çok kolay hafife alıyoruz. “Birazdan kılacağım” veya “Şimdi vaktım yok.” sık duyduğumuz bahanelerden. Fakat tuhaf olan eğer gece 3 te havaalanında olmamız gerekiyorsa bütün gece sırf o uçuşu kaçırmamak için uyanık kalabiliyoruz. Kimsenin kalkmak üzere olan uçağa “birazdan bineceğim” dediğini veya bunun gibi başka bir aptallık yaptığını duymuyoruz.

O halde neden bu kadar iki yüzlüyüz? İslam’a gelince bahaneler üretiyoruz fakat söz konusu bu dünya olduğunda da nedenler ortaya çıkarıyor muyuz? Bu, yanlışsam düzeltin, ne kadar büyük bir günah olduğunu anlayamamamızdan kaynaklanıyor. Veya işin hakikati henüz kafamıza işlemedi. Sohbetlere katılarak veya faydalı konuşmalar dinleyerek imanınızı arttırdığınızdan emin olun, ancak bu şekilde ahiret için sıkı çalışmaya başlayacaksınız.

4.Alarm Kurmayı Unutmak

5 dakika daha, lütfeeeeen! Horrrr…

Alarmın devreye girdiği yer tam da burası ve kendinize harekete geçmeyi öğretmeniz gerekiyor. Evet, uyku çok güzel ve zevk verici, ama artık bir işe yaramıyor. Alarm siz isteseniz de istemeseniz de ( genellikle istemezsiniz) sizin kalkmanıza yardımcı olacak ve buradaki taktik alarmı istenen vakitten 10 dakika önceye kurmak. 40 dakika öncesine kurmayın çünkü yalnızca kendinizi biraz daha vaktinizin olduğuna ikna etmek için kalkacaksınız ve geri uykuya dalacaksınız.

5.Akşamdan Çok Fazla Yemek

5

Ben yemeği sevmiyorum, yemek beni seviyor!

Birçok insan bunun uykusunu etkileyebileceğini ve daha derin uyumalarına sebep olabileceğini bilmiyor. Araştırmalar dolu bir mideyle uyuyan insanların daha boş bir mideyle uyuyanlara göre daha fazla ve daha derin uyuduklarını gösteriyor. Şimdi ben size açlıktan geberin demiyorum (dava falan açmayın) fakat ben size uykuya gitmeden önce fazlaca yeme konusunda dikkatli olmanızı öneriyorum. Bu, sizin sabah namazına kalkmanıza yardımcı olacak, işte o zaman yemekten kim alıkoyabilir.

6.Geceden Teheccüde Kalkıp Uykuya Geri Dönmek ve Sabah Namazını Kaçırmak

6

Teheccüd bir sünnet, ama daha sonra kalkamayacaksanız uykuya geri dönmeyin. Eğer bu şeytanın bir oyunu değilse ne olduğunu ben bilmiyorum! Ne kadar da akıllı, sizin farz olan bir ameli kaçırmanız için sünnetle meşgul ediyor. Bu genellikle çok istekli olan gençlerin başına geliyor, gece boyunca EbuBekir Sıddık (r.a.) olmak isteyenlerin. Fakat sonunda şeytanın burnunu altı yıldızlı bir otel olarak kullandığı ve kulağına işediği bir kişi oluyorlar. Benim tavsiyem, eğer teheccüd namazı kılmak istiyorsanız, sonrasında uykuya dalmadığınızdan emin olun. Veya sabah namazından bir buçuk saat önce kalkıp uyanık kalabilirsiniz, önemli olan UYANIK durabilmek.

 

 

 

Gıybet (Dedikodu) Yapmaktan Kurtulmanın 18 Yolu

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır.

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının! Şüphesiz zannın bazısı günahtır; (birbirinizin kusurunu inceden inceye) araştırmayın; bazınız bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O halde Allah’tan sakının! Şüphe yok ki Allah, Tevvab (tevbeleri çok kabul eden)dir. Rahim (çok merhamet eden)dir.”

| Kur’an-ı Kerim, Hucurat, 12

Hiç biriniz, kardeşinin ölü olarak etini yemesini sever mi? sözüyle tasvir edilen gıybetten kurtulmanın 18 yoluna birlikte bakalım:

1- Az ve Lüzumlu Konuşmak

Çok konuşmayı adet edinen kimseler, bir çok sevabı kaçırmaktan başka, dinine zarar veren şeyleri konuşmaktan da kendilerini alıkoyamazlar. Az konuşmak/luzumlu konuşmak ve susmak insanı bir çok hatalardan ve gıybetter geri tutar.

Bu konuyu şu hadis-i şerifler izah etmektedir:

Hz. Muaz b. Cebel (r.a.) diyor ki:

Ben: “Resûlullah’a konuştuğumuz her şey amel defterine yazılacak mı?” dedim.

Resûlullah: “Şunu iyi bil ki, insanları burunları üzere Cehheneme düşüren şey, onların dillerinin söylediği kötü sözlerdir. Sen sustuğu sürece kurtulursun. Konuştuğun zaman ya senin için ecir yazılır ya da günah yazılır!” buyurdu.
| Taberânî

Bir kimse düşünmeden bir kelime konuşur, o yüzden doğu ile batı arasından daha derin bir cehennem çukuruna düşer!
| Burahî, Muslim

Susan kurtulur!
| Tirmizi

Allah kimi iki çenesinin ve iki bacağının arasındaki azalarının şerrinden korunursa, o, cennete girer!
| Tirmizi

Sonuç olarak gıybeti terk etmek istiyorsak az ve düşünerek konuşma alışkanlığını geliştirmeli, bunun için de çalışmalar yapalıdır. Yoksa ağzına her geleni konuşan biri gıybete nasıl gittiğini bilmediği gibi, gıybet tiryakisi olması da kaçınılmazdır.

2- Zamanı Hayırlı İşlerde Sarf Etmek

Bizi gıybete sürükleyen sebeplerden biri de vakti hayır yolda harcamamaktır. İmam-ı Gazalî (r.h.) “Bir an dahi zikirden boş kalanı, yumurtanın beyazının sarısını kaplaması gibi şeytan kaplar ve o zaman şeytan ne olsa yaptırır.” buyurmaktadır. Evet, Allah’ı (c.c) hatırlamaktan yüz çevirenlere şeytan verdiği vesveselerle isyan etmelerine sebep olur ve yaptıracak çok (kötü) şeyler bulur. Bunlardan biri de yine gıybettir.

3- Arkadaş Seçimine Dikkat Etmek

Arkadaşlık kurduğumuz kimselerin bizlerin üzerinde olumlu olumsuz tesirleri olacağı şüphesizdir.

Nitekim bu hususta peygamberimiz (s.a.v) şöyşe buyurdu:

“Kişi arkadaşının dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin” buyurdu.

| Ebu Davud: 4833

Kişiyi arkadaşından tanıyın.

| Beyhakî

İnsan uyuşabileceği insanla arkadaşlık kurar. Onun içindir ki, iyi kimselerle arkadaşlık iyi olmanın, kötü kimselerle arkadaşlık kurmak kötü olmanın alametidir. “Kötü arkadaştan zarar gelmez beni değiştiremez” demeyin bakın peygamber efendimiz (s.a.v) ne buyuruyor:

Kötü arkadaş, demricilerin körükleri gibidir. Şayet üflediği ateş kıvılcımları seni yakmazsa, kokusu sana bulaşır.

| Mûslîm, Buharî

Çok gıybet yapan biriyle arkadaşlık yapan birinin zamanla gıybete alışması kaçınılmaz olduğu gibi, yaptığı gıybetlerin ne kadar çirkin bir şey olduğu da o kişiye gözükmez. Gıybet yapanla arkadaşlığa devam ettiği müddetçe de, nefsin çok hoşuna giden gıybet o kimseye “normal bir şey”miş gibi görünmeye başlayacaktır.

Bu maddeyi de Frank Sherkani’nin şu sözü ile bitirelim:

Başkalarının dedikodusunu yapan bir gün senin de dedikodunu yapar.

4- İki Kişinin Sohbetinde Üçüncü Bir Kişiden Söz Etmemek

Gıybete götüren sebeplerden birisi de, hazırda olmayan bir şahıstan bahis açmaktır. Hazırda olmayan bir şahıs hakkında konuşmamaya çalışılmalıdır. Belki her ne kadar birilerini övmek ve iyilemek kastıyla konuşsa da, o kişinin kötü taraflarını da konuşanlar olabilecektir.

Mecburi durumlarda başkalarından bahsederken de ancak zaruret miktarında bahsedelim. Mesela birinin yerini sorarken ciddiyetimizi takınım, kısa-öz kelimelerle soralım; çünkü sorduğumuz kimse, kötü huylara sahipse konu yine gıybete kayabilir.

5- Merhamet Duygularımızı Öne Çıkarmak

Gıybet yapmadan önce merhamet duygularımızı öne çıkarıp, kişiye verebileceğimiz (tabii kendimize de verebileceğimiz zarardan ötürü kendimize de acıyalım) eziyetleri aklımıza getirelim ve gıybetin insanları acınacak hâllere düşürebildiğini çok iyi bilelim.

6- Gıybeti Yapılanı Savunmak

Öncelikle belirtmeliyiz ki, gıybet yapan haram işlemiş olduğu gibi, dinleyip tasdik eden de haram işlemiş olmaktadır. Bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Gıybet eden ve dinleyen, günahta ortaktırlar!

| Taberânî

Dinlemeyenler ne yapmalıdır?

Bir cemaat içinde bulunurken bir kimse hakkında gıybet edildiğini görürsen, o kimse için yardımcı ol ve cemaati de ondan men et veya oradan kalk git.

| Ramuz el-Hadis

Müslümanın şahsiyetinin çiğnendiği bir yerde onu savunmayan kişiye, Allah’ın (cc) yardımına muhtaç olduğu bir zamanda kesinlikle Allah (cc) yardım etmez. Şahsiyetinin çiğnendiği, şerefinin rencide edildiği bir ortamda Müslüman kişiyi savunana, Allah’ın yardımına muhtaç olduğu bir zamanda Allah (cc) da ona yardım eder.

| Ebu Davud, İbni Ebi’d-Dünya

7- Kişiler Arasında Söz Getirip Götürenlere İtibar Etmemek

Büyük günahlardan biri olan nemime, üzücü ve dargınlığa sebebiyet veren sözleri bir insandan diğer insana taşımaktır. Bu işi yapana da “nemmam” denir.

Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:

Laf getiren götüren, cennete giremez!

| Buhari, Muslim

Laf taşıyanların ve laf yayanların getirdiklerine itibar etmemeliyiz eğer böyle yaparsak gıybetin yayılması ve bir çok kötülüğe engel olmuş oluruz.

Son söz:

Sana söz taşıyan kimse, senin sözlerini de başkalarına götürür!

| Hasan-ı Basri

8- Maddi Rekabetlerden Uzak Durmak

Bugün görülen odur ki, maddi rekabet yüzünden bırakın sıradan kimseleri, müttaki bilinen kimseler bile gıybetin cazibesine sürükleniyor.

[reklam1]

9- Kimsenin Makamına Göz Dikmemek

Makam sevgisi (hubb-i câh) aşağı yukarı herkeste bulunan bir şeydir. Makam mevki olmak için bir çok insan mücadeleye girişir. Tabii mücadele etmek bir çok günahı beraberinde getirir. Şüphesiz bu günahların en başlıcalarından biri de gıybettir.

10- Uzlete (yalnızlık) Çekilmek

İmam-ı Gazalî, uzletin faydalarını sıralarken, bir faydasının da “gıybetten kurtulmak” olduğunu söylemiştir.

Ancak hasbelkader insanlarla iç içe yaşıyoruz. Gün içersinde onun malıdır, bunun giysisidir bizi ilgilendirmeyen yüzlerce konuda konuşuyor, gıybet ediyoruz. İnsanlardan kendimizi tamamen tecrit edemesek de günlük işlerimizden artan zamanda hayırlı işlerle meşgul olmak ve yalnızlığı tercih etmek (evimizin bir köşesinde ilim öğrenmek) faydalı olacaktır.

11- Konuşmalarımızda Niyetimiz Haram Konuşmak Olmamalı

Peygamber efendimiz (s.a.v) yapılacak işlerde niyetin önemine “Ameller niyete göredir” (Buharî) buyurarak dikkat çekmiştir. Buna göre bizlerin niyeti, büyün işlerimizde Allah’ın (c.c) rızasını kazanmak olmalıdır. Mesela bir meclise giriyoruz. Allah (c.c) rızası için gitmeliyiz. Konuşmaya daha başlamadan önce konuşacaklarımızı düşündük baktık ki içinde haram olan gıybetin olmadığı gördük ve Allah’ın (c.c.) için konuşmaya başladık. Niyetimiz buydu ama gıybete sürüklendiğimizi fark ettik. Gıybet mi yapacağız? Hayır! Biz bu niyetle konuşmaya başlamadık ki, o zaman hemen Allah (c.c) rızası için hatamızdan geri döneceğiz. Çünkü biz Allah (c.c) rızasını kazanmak için o ortamdayız. Kaybetmek için gelmedik.

12- Kusurları Araştırmamak

İnsanoğlu hata ve kusur işlemeye meyilli yaratılmıştır. Ancak Rabbimiz, insanların gizli hallerini, yanlış ve noksanlıklarını araştırmayı hoş karşılamamıştır. O halde Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse başkalarının kusurlarını ve özel hayatlarını araştırmamalı, kendi eksikliklerini görmeye ve gidermeye çalışmalıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v):

“Müslümanların eksikliklerini ve ayıplarını araştırmayın. Her kim ki Müslümanların eksikliklerini ve ayıplarını araştırırsa yüce Allah da onun ayıbını izler ve evinin içinde de olsa onu rezil ve rüsva eder” buyurarak bizleri uyarmaktadır.

| Tirmizi, Birr, 83

Bir başka Hadis-i Şerif de şöyledir.

“Müslümanların ayıplarını ve gizli hallerini araştırırsan onların huzurunu kaçırmış olursun.”

| Ebu Davud, Edeb, 37

Gizli işlenen kusurların araştırılıp ortaya dökülmesi, onların bilinmesine, açıkça işlenmesine ve yaygınlaşmasına yol açar. Bu durumda hata ve kusurları araştıran kimse işlenen günahlara ortak olur. Unutulmamalıdır ki, kusurları araştırıp ortaya döken kimse onların yayılmasını arzu eden kimse konumuna gelmiş olur. Hâlbuki Settaru’l-uyub olan yani ayıpları örten yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor:

“Müslümanlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahrette elem dolu bir azap vardır.”

| Kur’an-ı Kerim, Nur, 24/19

13- Bizi Gıybete Sürükleyen Davranışlardan Kaçınmak

Süfyan (r.a) şöyle buyuruyor:

“Komşularım görür de kıskanıp kgıybet edereke günaha girer diye yeni elbise giymeyen zahid vardı.”

Gıybet yapmamanın yanı sıra insanların da gıybet yapmasına sebep olmamalıyız. Elimizden geldiğince, göze batacak davranışlardan uzak durmalıyız.

14- Maddi İmkânları Oluşturup, İnsanlara Muhtaç Olmamak

Gıybeti toplumdan çıkartmak istiyorsak, maddi imkanlarımızı oluşturmanın meşru yollarına bakıp kanaatkarlığı seçmenin ve Allah (c.c)’dan yardım istemenin lüzumu ortaya çıkar. İşte o zaman bu şekilde kendimizi muhtaçlıktan Allah’ın (c.c) izniyle kurtarırsak, ne kimsenin malını mülkünü dilimize dolarız; ne de kendi hakkımızda insanların bu şekilde konuşmalarına fırsat tanımış oluruz.

15- Gıybete Sebep Olan Hastalıklardan Arınmak

Bizlerin kalplerinde bir takım hastalıklar vardır ki gıybet dahil birçok günahın sebebidir. “Riya, ucb, haset, kibir, gurur, hıkd” vs”gibi birçok manevi rahatsızlık, bizleri her zaman günahlarla burun buruna getirmektedir. Gıybete de bu hastalıklardan en çok haset ve kibir sebebiyet vermektedir.

Bizlerdeki manevi rahatsızlıkları izale ettiğimiz taktirde gıybet yapmaktan kurtulabiliriz, yoksa günahların içinden çıkmamız hiç kolay değildir.

16- Su-i Zandan Uzak Durmak

Birçok kötülüğün sebebi olan su-i zandan vazgeçemediğimiz zaman, adım adım lisanla gıybete de çok yaklaşmışız demektir. Çünkü o kimsenin kötü olduğuna kendimize inandırdıktan sonra o kişiye kızıp gıybet yapmamız hiç de zor değildir. Hele hele su-i zanda bulunduğumuz kimse gıybeti yapılmaya elverişli durumda olan biriyse, gıybete düşmek daha da kolaydır.

Evet, gıybetten kurtulmak istiyorsak, başka bir haram olan “su-i zan”nı terk etmeliyiz. Birini hatalı gibi gördüğümüz zaman şu hususlan unutmamalıyız:

Onu yapan sadece o kişi değildir.
Bu işte bilemediğimiz taraflar olabilir.
Bu hatayı belki de istemeden yapmış olabilir.
Bu hata hangi şartlarda yapıldı, diye düşünmek.
Belki de işin hakikatinde hata gibi gördüğümüz bu şey hata olmayabilir.
O kişinin bizden çok üstün tarafları da olabilir, diye düşünmek
O hatayı Allah’ın (cc) affettiğini ya da o hata sebebiyle pişmanlıkla Allah’ın (cc) affına mahzar olabilir, diye düşünmek
O kişi için dua etmek ve Allah’tan da (cc) bizi, yaptığımız su-i zandan dolayı affetmesi için yalvarmak.

17- Hayâlı Hareket Etmek

Hayâ, çirkin işlerden kaçmaya yönlendirden ve hak sahibinin hakkı konusunda kusurlu davranmayı engelleyen bir huydur. Hayâlı davranmak bizi gıybet hastalığından kurtarabilir.

18- Gıybet Konusunda İnsanları Bilgilendirmeliyiz

Maalesef gıybet konusunda çok bilgi sahibi değiliz; çünkü daha önce de bahsettiğimiz gibi, birçok insan gıy- bet yaptığının bile farkında değildir. `

Gıybetin sınırlan toplum fertleri içinde iyice belirlenemediğinden, hocalara ve Vaizlere çok iş düşmektedir. Toplum önderleri olan hocaların, gıybetin caiz olma şartlarını iyi anlatmaları gerekmektedir; çünkü avam tabakasındaki insanlar, gıybetini caiz gördüğü birini rastgele gıybet etmekte, bu da doğal olarak gıybetin yaygınlaşmasına sebebiyet vermektedir.

Hasılı, gıybet konusunda insanları yeterince bilgilendirebilirsek, toplumda bilgisizlikten kaynaklanan gıybetlere karşı set çekmiş oluruz.